"Benim burada ne işim var pişmanlığına düşmemek için kendime sık sık neredesin diye sorarım."
Bu cümleyi uzun zaman önce kaydetmişim. Nerede ne yaptığımı sorguladığım şu saatlerde tekrar karşıma çıktı. Nerede, ne uğruna? Çok yoruluyorum. Bir şeylerle uğraşıyorum. Durup beklemeye ve düşünmeye çok az vaktim var. Elhamdulillah diyorum, yoğunluk iyidir, adamı dinç tutar. Yoğunluk iyidir. Seni niyetinden uzaklaştıran, başladığın noktayı unutturan koşturma nedir?
Başladığım yerden eminim. Hatırlıyorum. "Allah'ım, senin rızan için." Yürüdüğüm yoldan şüpheliyim. Allah'ım, halimden razı mısın? Varacağım noktayı göremiyorum. Tüm yolu yürüyüp bitirdiğimde "bunun için miydi?" demekten korkuyorum. Bu yolu yürümekten mutlu değilim. Burada olmamalıyım. Burada olmamalıyım. Nerede olmalıyım? Bilmiyorum. Allah kendisi için yola çıkan kulu zayi etmez ama bu dini fasık eliyle de güçlendirir. O'nun için çıktım, ziyan olmam. Peki yapıp ettiklerimle O'nun dinine katkı sağlar ama yolunu yitirmiş biri olarak O'na varırsam? Yoldan sapar ya da yolda yalpalarsam? Bu din yine güçlenir ama ben ne kazanırım, ne kaybederim? Kendimi kaybederim. Kendimi kaybediyorum. Neredeyim? Ne yapıyorum? Boşa yaşanmış, akıntıya kapılmış bir ömürden çok korkuyorum. Bu ömrü nasıl kotarırım, nereden tutarsam emniyette olurum bilmiyorum.
"Benim burada ne işim var?" pişmanlığının ortasında hissediyorum. Olmayan bir şeyler var, doğru gitmeyen. Her gün yürüdüğüm yolda, karşılaştığım insanlarda, yapmam istenen işlerde... Bana göre değil. Ben neden buradayım, bu insanlarla neden her gün karşılaşıyorum? Tamam da burada olmazsam nereye gideceğim, bu işleri yapmazsam neyi yapacağım? Nerede olmam gerektiğini bilmiyorum. Ama burada olmamam gerektiğinden neredeyse eminim.
Ben Rabbime gidiyorum, O bana yolu gösterecektir. (Saffat sûremiz, 99. ayet-i kerime)
🌷
YanıtlaSil