19.09.2023
"adını isyan koydum aşkın,çiçeklerden önce ayrılığı çektim içime."
On beş-on altı yaşlarımda. sırtıma bir teklif yüklendiğini yeni yeni fark ettiğim yaşlarımda yani. Sırtıma bir teklif yüklenmiş, son derece ağır. Ve ben bunu kabul etmişim. Endişem yok. "Yüklediyse taşıyacağım içindir," diye bir imanım var çünkü. Endişem yok ama içime bir türlü sığamayan hüzne benzer bir hamaset var. O zamanlar hüzünlü bir çocuktum. Bundan sonrasını çok fazla edebiyat içerebileceği için pek betimlemeyeceğim. Sadece şu: Akşam geceye dönüyor, hal gazeli dinliyorum. Hamaset de var ama hüzünlü bir çocuğum. Ezgi beni neden o kadar etkiledi bilmiyorum. Başa sarıp sarıp dinliyorum. "Yürek denen şu titreyen zar mıdır?" bilmiyorum. İçimde titreyen bir şey var ve ne olduğunu, neden titrediğini sezsem de tam olarak adını koyamıyorum. Kente varmak için yola çıkmışım, çöle dönmek istemiyorum.
Yirmi iki-yirmi üç, sunulan teklife bir yük değil bir yoldaş diye bakmaya çalıştığım yaşlarımda. "Yanıma yoldaş diye koyduysa yürüyebileceğimiz içindir," dediğim ama yine de korktuğum yaşlarımda yani. Üç arkadaş yolda, yeni vefat etmiş bir abinin dilinden ezgi dinliyoruz. Ezginin adı gurbet. Bir daha söyleyemeyecek birinin ağzından dinlediğimiz için mi yoksa yol hissiyatı üzerimde olduğu için mi bilmem, çok etkileniyorum. Birkaç gün sonra evde yalnız kalabildiğim bir vakit başa sarıp sarıp dinliyorum. On beş-on altılı yaşlarımı hatırlıyorum. Bu teklifin yoldaşım olduğunu bilmediğim, yine de ona tutunup yürüyebildiğim zamanları yani.
Ezgiyi kaydedip dostlarıma yolladım. Onlara bunu söylemedim ama onlardan önce gidersem bunu dinleyip hatırlasınlar beni istedim. "Burada hem gurbette hem garipti. Sevdiği ona hicret etmedi ama o sevdiğine hicret etti," desinler, "Kente dünyada varamadıysa çöle de dönmedi. Teklifi yanından hiç ayırmadı," diye ansınlar beni. O'na olan özlemimle bilsin bilecek olanlar. Unutacak olduğum zaman, O'nun hasretiyle hatırladığım söylensin.
12.02.2024
Yaş yirmi üç-yirmi dört, yoldaşıma mahcubum. Canım acıyor. Kendi acılarımın altından kalkamadım. Tüm bu yangına bir parça su da taşıyamadım. Sık sık uğrayan pasif öfke ve üzüntü nöbetlerimden sıyrılıp yaşama dönemiyorum. Yeniden O'nu hatırlayıp, O'na layık olabilme çabamı hatırlayıp doğrulmaya çalışıyorum. Çöle dönmek istemiyorum. Kent yanıyor. Ben yakmadım ama söndürmek için su da taşımadım. Ama çöle dönemem. Bu yangının içinden kurtarabildiğim ne varsa kurtarıp gönenmek istiyorum. O'na bakacak yüzümü, içinden çıktığım yangının isleri ağartsın istiyorum. Değil mi ki dışarıdaki yangını en iyi onu içinde de taşıyanlar tanır. Benim de içimde bir harlanıp bir sakinleşen bu ateşe borcum, ona yeni alevler eklemek olsun. Benim de bu öfke ve üzüntü nöbetlerimden bir alacağım olsun.
benden önce ölme 🌷
YanıtlaSil