"bi' filmde duymuştum: bugün her şey çok kötü. yarın daha da kötü olacak."
-şubat.
epey bir ağladıktan sonra şöyle dedi:
"ne kadar kalitesiz insan var hepsi mutlu. okuduk, kitap okuyoruz, kur'an okuyoruz, insanlara merhamet ediyoruz, hayvanları seviyoruz, yerlere çöp atmıyoruz..." tam orada beni bi gülme tuttu. herhalde kahkahamla onu bölmesem daha da devam edecekti çünkü sayarken daha hala avucuna ekmediği parmakları vardı. yanaklarımız henüz ıslakken karnımız ağrıyıncaya kadar güldük. onun için komik bir şey yoktu aslında ama gülmek bulaşıcı işte. beni birdenbire kendimi tutamayıp kahkahalar atarken görünce... dünya böyle bir yer: hıçkırıkla kahkaha arasında bir nefes var. onun için okumak ne kadar kıymetliyse çöp konteyneri bulana kadar çöpünü elinde taşımak da o kadar kıymetliydi. aslında tam olarak bu yüzden bu kadar mutsuz olduğunun biraz da farkındaydı ama ne bileyim bana komik geldi. sağlam bir şekilde güldükten sonra hüzünle birbirimize baktık. dünyada olmak geçmiyor. biri bitse derdin, diğeri hemen peşinden onu kovalıyor. bir yaştan sonra kendini kandırmayı da başaramıyor insan. bak o mesele için "bir de şuradan bakalım" demiştin ama şuradan baktığında çok daha beter manzaralarla karşılaştın. bakış açını arttırdıkça derdin de arttı. sonra fark ettin ki bilmek çare değil. afiyet de zaten sen çabalarsan değil allah lutfederse nasip oluyor. o yurdu sana vermezse, o evde kalmana müsaade etmezse, şuradaki ekmek parçası nehre düşüverirse... istemezse vermez. o'nun değil mi?
günler böyle geçer, dünya derdi üzerime gelirken bir şehadet haberiyle kendime geldim. erlerin ölümü bile nice yüz bin kalbi diriltir. kalbim dirildi mi bilmiyorum ama gözüm biraz açıldı. iki tane minicik evladı varmış, yoldaşı bir başına kalmış, kim bilir dostlarının kalbi nasıl yanmış. ama o, secdeyle yakınlaşmak istediğine şehadetle varmış. bitmiş işte. onun tüm derdi, kederi, telaşı bitmiş. benim de bitecek. ama bilmem daha büyük dertlerle karşılaşmak için mi yoksa dünya telaşından ferahlık bulmak için mi? ilk ihtimali düşünmek bile istemiyorum çünkü buradaki sıkışmışlık bile çok zor. bunları düşünürken namazda en çok okuduğum ayetlerin hoş bir kıraatine denk geldim. hangi pencereden bakmış olsam en fazla kendimi kandırırım ama bu ayetlerden bakınca saf hakikate rastladım. sanki başım okşandı, yolum aydınlandı, dizlerime derman geldi. hep okuyordum, yıllardır biliyordum ama sanki bu ayetler ilk kez nazil oldu. ayetlerin nüzul sebepleri varmış, bana da sebebi yeni verilmiş. sanki cibril, aleyhisselam'a yeni öğretmiş de, ben de yanıbaşlarında onları dinlemişim. bu tazelik hiç eksilmesin dilerim:
"allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyin. bilakis onlar diridirler, lakin siz anlayamazsınız.
andolsun ki sizi biraz korku ve açlık; mallardan, canlardan ve ürünlerden biraz azaltma ile deneriz. sabredenleri müjdele!"
-bakara suremiz, 154-156. ayet-i kerimeler.
🌷
YanıtlaSil